Osmanlı türbesinde şamanik çizimler ortaya çıkarıldı
Bilecik’in Söğüt ilçesine bağlı Borcak köyünde bulunan İsa Sofi türbesi, 12 ve 13. yüzyıllarda Orta Asya’dan Anadolu’ya gelen Türkmen göçerlerden günümüze kadar ulaşan izler taşıyor. Türbenin duvarlarına resmedilmiş Gök Tanrı inancına ait bezemeler, Anadolu coğrafyasında bulunan ilk örnek olması nedeniyle büyük bir öneme sahip.
Türbede başlatılan tadilat sırasında, üstteki sıvanın kazınması ile ortaya çıkan bu bezemeler, az sayılabilecek bir bozulma ile günümüze kadar ulaştı. Gök Tanrı inancını yansıtan duvar resimleri, bu inanca yönelik anlayışların resmedildiği çok önemli bir belge niteliği taşıyor. Kendisi adına türbe yapılan İsa Sofi’nin, vakıf belgelerinden Osman Bey zamanında burada bir zaviyesi olduğu ve buranın kendisine vakfedildiği biliniyor. Diğer taraftan yöre halkı tarafından Ertuğrul Gazi’nin silah arkadaşı olduğuna dair günümüze kadar ulaşan bir rivayet var.
ANADOLU’DAKİ HİÇBİR TÜRBE İLE BENZERLİK GÖSTERMİYOR
Söz konusu türbe, süslemeleri bakımından Anadolu’daki hiçbir türbe ile benzerlik göstermiyor. Türbenin yer aldığı Borcak Köyü ve İsa Sofi Türbesi, Osmanlı Beyliği’nin kurulduğu Söğüt ilçe merkezinin yaklaşık 9 kilometre doğusunda bulunuyor. Bu tür türbelerin yüksek tepelerde yer alması, eski Türk inancıyla alakalıydı. Nitekim yüksek tabakaya mensup kişilerin mezarları ulaşılması zor yerlere yapılırdı. Mimari elemanlar ve inşa tekniği olarak Erken Osmanlı Mimarisi’ne ait olan türbede bir kitabe olmasa da, İsa Sofi’nin vakıf kayıtları ve yöre halkının anlatımları, türbenin 14. yüzyılın ilk yarısında inşa edildiğini gösteriyor.
Söz konusu türbe, süslemeleri bakımından Anadolu’daki hiçbir türbe ile benzerlik göstermiyor. Türbenin yer aldığı Borcak Köyü ve İsa Sofi Türbesi, Osmanlı Beyliği’nin kurulduğu Söğüt ilçe merkezinin yaklaşık 9 kilometre doğusunda bulunuyor. Bu tür türbelerin yüksek tepelerde yer alması, eski Türk inancıyla alakalıydı. Nitekim yüksek tabakaya mensup kişilerin mezarları ulaşılması zor yerlere yapılırdı. Mimari elemanlar ve inşa tekniği olarak Erken Osmanlı Mimarisi’ne ait olan türbede bir kitabe olmasa da, İsa Sofi’nin vakıf kayıtları ve yöre halkının anlatımları, türbenin 14. yüzyılın ilk yarısında inşa edildiğini gösteriyor.
TÜRBEDE ORTA ASYA TÜRK İNANÇ SİSTEMİNİN ETKİLERİ GÖRÜLÜYOR
Bezemelerde bir evren tasavvuru ele alınmış ve çizgilerle oluşturulan gök, yer ve yer altı bölümleri, Orta Asya Türk kozmogonisini betimlemek için kullanılmış. İki kalın çizgi ile sınırlandırılan ilk katman, yeraltını temsil ediyordu. Şamanlara göre dünya birçok kattan oluşmaktaydı. Yukarıdaki 17 kat ışık âlemi olarak göğü meydana getirirken; aşağıdaki 7 ya da 9 kat ise yeraltını yani karanlıklar âlemini oluşturuyordu. Bu iki kat arasında ise hayatın devam ettiği yeryüzü vardı. Türbede yeraltını ifade eden alt bölüm, kalın bir çizgi ile yeryüzünden ayrılmış. Bu katmanı dikey olarak bölen ve yeryüzünden gökyüzünün sınırına kadar uzanan bir şaman ya da hayat ağacını temsil eden figür bulunuyor. Yeryüzünü temsil ettiği düşünülen kalın çizginin üstünde Kayra Han’ın oturduğu gökyüzünün en yüksek yerine kadar (ayyuk) uzanan hayat ağacının dalları çoğunlukla eksik çizilmiş.
Kubbe kasnağında bulunan süslemeler 18’i güney ve 18’i de kuzey kısımda olmak üzere toplam 36 parçaya ayrılmış. Her bir bölüm bir âlem olarak ifade edildiğinde, süslemenin her iki tarafında da 18 bin âleme atıf yapılmış. Her bölüm arasında yer alan üst üste üçlü güneş motifleri, Türk Mitolojisinde tanrıları işaret ediyor olabilir. Tengere Kayra Kan semanın 17. katında oturur ve buradan kainatın kaderini tayin ederdi. Ondan doğan üç tanrı; semanın 16. katında oturan Bay Ülgen; 9. katta oturan Kızagan Tengere ve 7. katta oturan Mergen Tengere’dir. Söz konusu üç güneşin bu üç tanrıyı ifade etmesi muhtemel.
Kubbe eteğinde yer alan süslemelerde bir şimşek motifi görülüyor. Tüm bezemeler arasında tek örnek olan bu motif, Türk Mitolojisinde önemli bir yere sahip. Eski Türkler yanlarında saf ve beyaz bir taş taşıyarak yıldırım ve şimşek gibi tehlikelerden korunacaklarına inanıyordu. Doğu duvarında ve türbe giriş kapısının hemen üstünde, büyükçe güneş benzeri bir motif yer alıyor. Bu tanrıyı simgeleyebileceği gibi şaman davulunda kullanılan motiflere de benziyor. Türbenin güney duvarında ve belirlenen sınırın dışında kalan yuvarlaklar Ay’ı temsil ediyor olabilir. Ay, Türk Mitolojisinde özel bir yere sahipti. Eski Türkler Ay ve Güneş’i insanlara iyilik getirip onları koruyan iki kutlu varlık olarak görüyordu. Türk mitolojisinde Ağaç Kültü’ne dair izler, İsa Sofi Türbesi’nde de kendini gösteriyor. Beden duvarlarındaki bezemelerde hayat ağacı ya da diğer ağaç formlarının çokluğu dikkati çekiyor. Ağaç, en başta göğün direği olarak evren tasavvurunda başta gelen öğelerden biriydi. Türbenin güney duvarında yer alan ve bir kısmı dökülen sıva sebebiyle kaybolmuş olan dokuz dallı kayın ağacı var. Bu ağaç, şamanların göğe yükselirken tırmandıkları ağaç olarak kabul ediliyordu. Bu figürün orta kısımlarında ata binmiş ve yukarı tırmanan bir insan figürü var. Türklerde ayin sırasında şamanı katlar arası tanrıya ulaştıran araç olarak ‘Pura’ adında bir at ruhu vardı. Muhtemelen bu türbede şaman ve onu taşıyan Pura resmedilmişti. Beden duvarlarında dikkati çeken bir diğer bezeme de stilize edilmiş bir kuşa ait olduğu düşünülen bir resim. Bu resim, bir Gold Şamanının öteki dünyaya yolculuğu esnasında kullandığı “Koarı” ya da “Bucu” isimli ruh kuş olabilir.
Türbe ile ilgili dikkat çekici bir özellik de, bu İslam dışı süslemenin, daha yeni bir sıva ile kapatılmış olması. Yöre sakinleri, bu işlemin ne zaman yapıldığını bilmiyor. Osmanlılardan kalma metruk okul binasının mimarisi ve duvardaki hat üslubu, türbedeki kapatıcı sıvanın 19. yüzyılda yapıldığını düşündürüyor.
Kaynak : gazeteduvar.com.tr





